HEMEN TIKLA ARA
0 212 233 09 99
ÜCRETSİZ WHATSAPP
BİLGİ HATTI

Yds Kelimeleri – Yds de En Çok Çıkan Kelimeler

İngilizce öğrenmek için İngilizce kursu aramayın! Kafa karıştıran reklamlara, pek çok kişinin aynı anda ders gördüğü dil merkezlerinin ‘En iyi İngilizce kursu’ ilanlarına kanmayın! Uzman eğitmenler eşliğinde özel ders almak, kurs sonunda akıcı bir şekilde İngilizce konuşup yazabilmek için SDM Dil Okulu/ SDM Language School, tam da aradığınız adres.

Yds’de en çok çıkan sözcükler

  1. abandon = (birini) terk etmek (= leave)
  2. abrogate: yürürlükten kaldırmak, son vermek(bir kanuna veya anlaşmaya son vermek)
  3. abbreviate = (1) kısaltmak, özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek
  4. abruptly: aniden, ani ve nezaketsiz biçimde
  5. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak, sona erdirmek (= do away with)
  6. absolute: tam, mutlak, tamamen, kesin
  7. absorb = içine çekmek, emmek
  8. abstract: soyut
  9. abstain from = (alkol, ilaç vb) — den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from)
  10. abundant: bol, çok
  11. accomplish: başarma, tamamlama
  12. accelerate = hızlandırmak, ivme kazandırmak
  13. accept = kabul etmek, razı olmak
  14. accord: uzlaşma
  15. accordingly: buna göre
  16. access = erişmek, ulaşmak
  17. accommodate = (misafir, konuk vb) ağırlamak (= put up)
  18. accountant: muhasebeci
  19. accused: sanık
  20. accurate: kesin, doğru, yanlışsız
  21. accessible to = ulaşılabilir, erişilebilir
  22. accompany = (1) eşlik etmek, arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek
  23. accumulate = (1) birikmek, çoğaltmak (2) biriktirmek, yığmak
  24. accustomed: alışkın, alışılmış, her zamanki
  25. acknowledgement: onaylamak, kabul etmek, tasdik etmek
  26. acute: keskin (düşünce), şiddetli, dar açı, çok çabuk ve tehlikeli bir biçime gelen hastalık
  27. accuracy = doğruluk, kesinlik
  28. accurate = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precise, correct)
  29. acquainted with = aşina olmak, haberdar olmak (= familiar with)
  30. acquire = (dil, miras, huy vb) edinmek, kazanmak (= obtain, attain)
  31. addicted: bağımlı, tiryaki
  32. adequate: yeterli, uygun, elverişli
  33. additional: ilave, ek
  34. activity = faaliyet, aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (=supporter)
  35. admirable: takdire değer
  36. administrate: yönetmek, idare etmek
  37. advanced: ilerlemiş, ileri
  38. affable agreeable: rahat, dostça, anlaşılabilir
  39. addiction to = bağımlılık, tiryakilik
  40. addition = ilave, ek
  41. agreeable: razı, hoş, iyi
  42. affectionate: müşfik. Sevecen
  43. aid: yardım
  44. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
  45. adjustment = düzeltme, intibak, uyma
  46. admire = hayran olmak
  47. admit = kabullenmek, itiraf etmek
  48. adverse = zıt, kötü
  49. aisle: sıralar arası, yol, geçenek
  50. affect = etkilemek (= influence)
  51. alien (to) = yabancı
  52. alteration = değişiklik
  53. alliance: ittifak
  54. amazing = şaşırtıcı, hayran bırakıcı (= astonishing)
  55. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
  56. ally: müttefik, dost
  57. alter Change
  58. Annual: yıllık. Yıldönümü
  59. Anticipate: tahmin etmek. ve ona göre davranmak
  60. alteration = değişiklik
  61. Ample: gerektiğinden çok. Bol
  62. Apparel Clothing: kılık kıyafet
  63. amusing = eğlenceli, zevkli
  64. announce = anons etmek, ilan etmek (= give out, declare)
  65. Ambiguous müphem. birden fazla anlama gelebilen
  66. Amend düzeltme. Değiştirme
  67. anticipate = ummak, beklemek
  68. Appetite Desire for food. iştah. Arzu
  69. Argue tartışma. münakaşa. iddia etme
  70. Argument tartışma; sav. İddia
  71. appointment = (1) atama, tayin (2) randevu (= rendezvous)
  72. appreciate = (1) takdir etmek, değerini bilmek (2) anlamak, farkına varmak
  73. Artisan: zanaatçı. Esnaf
  74. Ashamed: utanmak
  75. appropriately = uygun olarak (= suitably)
  76. approve of = onaylamak, uygun bulmak, tasvip etmek
  77. Appreciate takdir etmek
  78. Approval tasvip. onay; resmi izin
  79. Apprehension Fear; korku. endişe; anlayış. Kavrayış
  80. Approach yaklaşım. tarz
  81. arrange = düzenlemek, ayarlamak (toplantı, randevu vb)
  82. Article makale; tanımlık; madde-fıkra; eşya-parça
  83. At once: derhal; aynı anda
  84. Attack: saldırmak
  85. Attract: cezbetmek. Çekmek
  86. Available: elde edilebilir. müsait
  87. Artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
  88. ascend = yukarı çıkmak, yükselmek, tırmanmak (= go up / climb up)
  89. assemble = (1) bir araya getirmek, toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
  90. assess = değerlendirmek (= evaluate)
  91. Astonished hayret etmek. şaşkın olmak. Şaşırmak
  92. Attainment Achievement. başarı. elde etmek. marifet
  93. ask for = ricada bulunmak, bir şey istemek
  94. aspire = şiddetle arzu etmek, çok istemek
  95. Asset servet; değerli nitelik
  96. Attempt teşebbüs etmek, denemek
  97. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek, farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek, üzerine almak (= take on)
  98. Assassinate suikast yapmak
  99. Asset Advantage kıymetli şey. Beceri. Erdem

100.Assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek

101.Base: temel. esas; askeri üs

  1. backward = geri kalmış, geriye doğru
  2. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
  3. Beneficial faydalı
  4. Blossom çiçek açmak. canlanmak. Gelişmek
  5. Blunder gaf. gaf yapmak
  6. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
  7. beloved = sevgili, hazret
  8. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally, mostly)
  9. broil = ızgara yapmak, kavurmak
  10. Budget bütçe
  11. Bump vurma. toslama; şiş. Tümsek
  12. Bloom çiçek açmak
  13. Border sınır
  14. believe = inanmak
  15. bizarre = tuhaf, acayip (= strange, weird)

117.Captivate: büyüleme. esir etme, cezbetmek

  1. calculator = hesap makinesi
  2. Cautious ihtiyatlı. Tedbirli
  3. Charity sadaka; hayırseverlik. hayır kurumu
  4. calm = sakin
  5. Clarify açıklamak. açıklık getirmek
  6. Coast kıyı
  7. Coincidence tesadüf
  8. captivating = büyüleyici (= enchanting, fascinating)
  9. captive = tutsak, esir
  10. Clog tıkamak. tıkanmak; takunya
  11. Collar yaka; tasma
  12. cancel = iptal etmek (= call off)
  13. capture = yakalamak, ele geçirmek, tutsak etmek (= apprehend)
  14. careless = dikkatsiz
  15. Conceal gizlemek. saklamak. Örtmek
  16. Clear temizlemek. aklamak. izin vermek
  17. Clerk memur. tezgahtar. Sekreter
  18. Confidence güven. İtimat
  19. Confidence kendine güven
  20. cite = örneklemek, adından bahsetmek, değinmek (= refer to, mention)
  21. continent = kıta
  22. counterpart = karşılığı, dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
  23. cross out = üstünü çizmek, silmek (= delete)
  24. customary = geleneksel (= traditional
  25. Dabble su serpme; amatörce uğraşma
  26. Deadline: son teslim tarihi
  27. Deceive = kandırmak, kafaya almak (= take in)
  28. decipher = şifresini çözmek
  29. Deficient eksiz yetersiz. Noksan
  30. Delicate nazik. hassas. Narin
  31. Denial inkar. yok sayma
  32. Deny inkar etme
  33. Depict göstermek. dile getirmek
  34. dedicate = kendini adamak (= devote to, commit oneself to)
  35. dedicate to = kendini adamak (= devote to)
  36. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude, assume)
  37. Delight sevinç. zevk. Haz
  38. Deplore teessüf etmek. Üzülmek
  39. Dept borç
  40. Discretion basiret. sağduyu. tedbir. İhtiyat
  41. Disgraced Ashamed gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası
  42. Disgust iğrenme. tiksinme. midesini bulandırma
  43. deduction = tümevarım, sonuç (= conclusion)
  44. deepen = derinleştirmek, derinleşmek
  45. defeat = yenmek, bozguna uğratmak (= beat)
  46. Disintegrate parçalamak. Bölünmek
  47. Disposition eğilim. mizaç. düzen. Tertip
  48. delightful = zevkli, hoş
  49. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2)doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
  50. demand = (1) talep, istek (2) talep etmek, istemek ***in demand = revaçta
  51. demobilize = askerden terhis etmek
  52. Dispute tartışma
  53. Dissolve çözmek. dağıtmak. yok olmak
  54. degeneration = yozlaşma, aslını kaybetme
  55. delay = geciktirmek
  56. demolish = yıkmak, parçalamak (= do away with)
  57. descend = inmek, azalmak
  58. desert = çöl
  59. deserve = hak etmek
  60. detection = teşhis etmek, belirlemek
  61. deter (someone) from = caydırmak, engel olmak (= discourage)
  62. deteriorate = kötüleşmek, kötüye gitmek (= aggravate, worsen)
  63. Doubt şüphe. Kuşku
  64. Drift sürüklenmek
  65. Drowsy Sleepy uykulu. uyku veren
  66. Duplicate Copy kopyasını yapmak
  67. emphasize = vurgulamak
  68. employ = (1) işe almak (2) (metot, yöntem vb) uygulamak
  69. endure = dayanmak
  70. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek
  71. evolve = değişmek, evrim geçirmek
  72. exhibit = sergilemek
  73. exist = var olmak, mevcut hale gelmek
  74. existence = var oluş, mevcut olma
  75. Efficient verimli. Randımanlı
  76. Elevation kaldırma. yükseltme; terfi
  77. Embark (on) gemiye binmek; başlamak
  78. Encouraging teşvik edici. Cesaretlendirici
  79. Enlighten aydınlatmak
  80. Enthusiastically şevkle. Hararetle
  81. faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses, renk vb)
  82. fairly = oldukça (= quite, rather)
  83. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
  84. familiar (with) = aşina, tanıdık
  85. famish = aç kalmak, açlıktan ölmek (= starve)
  86. fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek, verimli kılmak
  87. fetch = gidip getirmek
  88. fiancé = (erkek) nişanlı
  89. fiancée = (kız) nişanlı
  90. filthy = (1) pis, kirli (2) dayanıksız, sağlam olmayan
  91. finance = finanse etmek, paraca desteklemek
  92. firework = havai fişek
  93. Expand genişle(t)mek. Büyümek
  94. Expedition yolculuk; sefer
  95. Explicit Definite açık. Sarih
  96. Exposure ifşa; korunmasızlık; poz
  97. Extensive büyük. derin. Kapsamlı
  98. Extremely; oldukça fazla
  99. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post
  100. flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)
  101. flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak
  102. fluctuate = dalgalanmak, istikrarlı gitmemek, bir artmak bir azalmak
  103. fluctuate = dalgalanmak
  104. Feeble Weak zayıf. Kuvvetsiz
  105. Fever ateş. hararet; humma
  106. Firing. Ateşleme; pişirme; işten atma
  107. Flip fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah
  108. forthcoming = yakınlaşmakta olan, gelmekte olan ( Christmas vb.)
  109. fortify = takviye etmek, sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek (= strengthen, enrich)
  110. freed = serbest kalmış, özgür (= at liberty, at large)
  111. fussy = aşırı titiz (= fastidious, meticulous, diligent)
  112. Gain kazanmak. elde etmek
  113. Gash Deep cut derin yara
  114. Germinate Grow çimlenmek. Çimlendirmek
  115. Gift hediye; yetenek
  116. Giggle kıkırdamak
  117. generate = (1) (ısı, elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
  118. genre (= canr) = tür, çeşit, nevi (= type, sort)
  119. get rid of = başından atmak, defetmek
  120. Gist Main idea ana fikir
  121. Gleeful neşe dolu
  122. Globe küre
  123. Grumbles Complains şikayet. Yakınma
  124. give up = vazgeçmek, bırakmak (= abandon, abort)
  125. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak, anlamak
  126. groom = damat
  127. growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
  128. guide = rehber, rehberlik etmek
  129. Halt mola. Durma
  130. Harsh sert. kaba. Haşin
  131. Heat ısı. Isıtmak
  132. Herd sürü; ayak takımı
  133. Hesitate tereddüt etmek.
  134. highly = oldukça, epey (= extremely)
  135. hinder = (1) engel, mani (2) engel olmak, mani olmak
  136. hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ)
  137. hopefully = inşallah (= with any luck)
  138. horrible = korkunç
  139. huge = iri, büyük (= enormous, immense)
  140. humiliate = aşağılamak, rezil etmek, utandırmak (= embarrass)
  141. hunter = avcı
  142. Impartial yansız
  143. Imprecise kesin olmayan. dikkatsiz. Özensiz
  144. Impression izlenim. Etki
  145. Improve ilerletme. Geliştirme
  146. Incline eğilme. aşağı eğilme
  147. Incredible inanılmaz
  148. Indifferent kayıtsız. Umarsız
  149. Indispensable vazgeçilmez. Zorunlu
  150. hurricane (hörikeyn) = kasırga
  151. iceberg = buz dağı (= glacier)
  152. identify = teşhis etmek, kimliğini belirlemek, sınıflandırmak
  153. ignore = görmezden kalmak, kale almamak (= take no notice)
  154. illusion = hayal, hülya, kuruntu
  155. illustrate = örneklemek
  156. imagine = hayal etmek
  157. imitate = taklit etmek
  158. immediate = (1) derhal, acele, çabuk (2) (akraba için) en yakın
  159. impact = çarpmak
  160. imply = ima etmek
  161. improve = geliştirmek
  162. incessant = aralıksız, sürekli
  163. incorporate into = dahil etmek (= include, integrate)
  164. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable)
  165. inhibit = gözdağı vermek
  166. Investment yatırım. sağlanan gelir
  167. Irrelevant konu dışı. İlgisiz.
  168. Irresponsible sorumsuz

285.Issue konu; yayım-baskı

  1. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger, imperil)
  2. Landscape manzara
  3. Lane dar yol; şerit
  4. Law hukuk. Kanun
  5. Leading önde olan. kılavuzluk eden
  6. Locate bulunma. bir yerde yerleşmiş olma
  7. Lofty High yüce. yüksek. Azametli
  8. Lonely yalnız. kimsesiz. Tenha
  9. Look up to Respect hayran olmak. örnek almak
  10. Luck şans. talih. Uğur
  11. join = katılmak, iştirak etmek

297.kennel = köpek kulübesi

  1. keyhole = anahtar deliği
  2. kidnapper = adam/çocuk kaçıran (= abductor)
  3. knowledge = bilgi
  4. Majority çoğunluk
  5. Management idare. Yönetim
  6. Manufacture imal etmek
  7. Means yol. yöntem. Araç
  8. Memorize ezberlemek
  9. Mend Repair tamir etmek
  10. Mild ılımlı. hafif. Ilıman
  11. Misty sisli. Bulanık
  12. label = etiketlemek
  13. lamb = (1) kuzu (2) kuzu eti
  14. lawyer = avukat (= solicitor)
  15. legend = efsane (= myth)
  16. lessen = azaltmak (= diminish)
  17. listless = yorgun, bitkin (= exhausted)
  18. literacy = okuryazarlık
  19. lovely = sevecen, sevimli
  20. manage = (1) başarmak, üstesinden gelmek (2) yönetmek, idare etmek
  21. manner = davranış, tutum (= attitude)
  22. manufacture = fabrikada üretmek
  23. masterpiece = şaheser, başyapıt
  24. meet = (1) (ihtiyaç, talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu)karşılamak
  25. Negligible ihmal edilebilir
  26. Nod onaylamak. başını sallamak
  27. Novelist romancı
  28. notice = (1) ilan (2) fark etmek
  29. obese = şişman, obez
  30. observe = gözlemlemek
  31. occasion = (1) özel olay, önemli gün (2) durum, hal
  32. occur= meydana gelmek
  33. Oddly enough! = Ne tuhaftır ki …!
  34. offer = (1) teklif, teklif etmek (2) (imkan, fırsat vb) sağlamak, sunmak
  35. outing = gezi, gezinti
  36. Pace Speed adım. Hız
  37. Pain acı. sızı. Ağrı
  38. Partner ortak
  39. Percent yüzde
  40. Pick up toplama. Devşirme
  41. Plentiful bol; bereketli
  42. Poetic şiirsel
  43. permission = izin, müsaade
  44. pioneer = öncü, yol açan, öncülük eden (= forerunner)
  45. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak, pratik olarak
  46. Quarter çeyrek; bölge. semt; askeri kışla
  47. Quartet dörtlü
  48. Raise yukarı kaldırmak; artırmak; çocuk yetiştirmek
  49. Readily isteyerek. Gönülden
  50. Reckless aldırışsız. Kayıtsız
  51. Refrain from kendini tutma. Sakınma
  52. Region bölge
  53. Rejection: ret
  54. sacrifice = adamak, kurban adamak
  55. salute = selamlamak (= greet)
  56. satisfaction = tatmin, memnuniyet
  57. scarce = seyrek, az
  58. sculpture = heykel ***sculptor = heykeltırtaş
  59. seasonal = mevsimine uygun
  60. shorten = kısaltmak
  61. show off = hava atmak
  62. silent = sessiz, sakin
  63. take off = (1) havalanmak (2) taklit etmek
  64. take on = (sorumluluk vb) üstlenmek
  65. tasty = lezzetli
  66. throughout = boyunca
  67. throw = atmak, fırlatmak
  68. throw out = (çöp vb) dışarı atmak
  69. thunderstorm = yıldırımlı fırtına
  70. traditional = geleneksel
  71. transmit =(1) göndermek, iletmek (mesaj vb) (2) (hastalık vb) bulaştırmak
  72. trash = çöp (= garbage)
  73. turn in = (1) (yetkili kişiye) teslim etmek (2) uyumaya gitmek
  74. Tempt ayartmak. yoldan çıkartmaya çalışmak
  75. Testimony tanıklık. İfade
  76. Thorough tam. dikkatli eksiz
  77. Trace Indication iz. eser ; kopyasını çıkarmak. ipuçlarından olayı çözmek
  78. Trail sürüklemek. gezdirmek; izlemek
  79. Tramped Walked heavily kuvvetli adımla yürümek
  80. Tiny küçük. Ufacık
  81. Top üst. Zirve
  82. Torn yırtık
  83. Tranquil serene sakin. Huzurlu
  84. Thoughtful düşünceli
  85. Tower kule
  86. Transaction iş görme
  87. Treachery ihanet
  88. Thrifty tutumlu. İdareli
  89. Throng Crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek
  90. Triumph zafer. Başarı
  91. Trivial abes; bayağı; cüzi
  92. Trust güvenmek
  93. Trust güvenmek. İnanmak
  94. Tunnel Underground passageway
  95. Tilted Crooked yatırmak. eğmek, ; meyil
  96. Treatment muamele. davranış; tedavi
  97. Treatment muamele, davranış; tedavi
  98. Trial deneme; duruşma
  99. Triumph zafer. Başarı

397.Underground metro; yer altı

  1. Union birlik; sendika
  2. undertake = üstlenmek (= take on)
  3. unfortunate = talihsiz, şansız (= unlucky)
  4. unlimited = sınırsız (= unrestricted)
  5. unreliable = güvenilmez
  6. Vacant boş. açık; dalgın
  7. Vague müphem. belirsiz. Şüpheli
  8. Varied değişik. çeşitli; değişken
  9. Vast çok geniş. engin. pek çok
  10. Versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen
  11. Vexed Annoyed, bir şeye canı sıkılmak
  12. Victim kurban
  13. vacation = tatil
  14. valley = vadi
  15. vanish = 1- ortadan kaybolmak 2-yok olmak
  16. variety = değişiklik, çeşitlilik
  17. vast = büyük, engin, muazzam (= immense, tremendous, huge)
  18. vet = veteriner
  19. vigorously = gayretle (= diligently)
  20. violate (vayoleyt) = (kural, kanun, hak vb) ihlal etmek, çiğnemek (= abuse)
  21. violent = şiddetli, şiddet içerikli
  22. wear = takınmak( gözlük, kolye, kıyafet),giymek
  23. weep = ağlamak, sızlamak (= cry, sob)
  24. whirl = (1) hızla dönmek (2) girdap
  25. wholly = tamamen, tümüyle, bütünüyle (= entirely)
  26. widely = geniş çapta, oldukça
  27. widow = kadın dul ***widower = erkek dul
  28. virtually = hemen hemen, neredeyse (= practically, nearly, almost)
  29. vocation = meslek
  30. volunteer = gönüllü, ücret almadan yardım eden
  31. vote for/against = (1) oy (2) oy vermek
  32. voyage = deniz yolculuğu
  33. Vacant boş. açık; dalgın
  34. Vague müphem. belirsiz. Şüpheli
  35. Vanity Pride, kibir. kendini beğenmiş; abes şey. Beyhudelik
  36. Varied değişik. çeşitli; değişken
  37. Vast çok geniş. engin. pek çok
  38. Versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen
  39. Vexed Annoyed, bir şeye canı sıkılmak
  40. Victim kurban
  41. Victory Triumph. Zafer
  42. Violent sert. şiddetli. Zorlu
  43. Vital hayati önemde
  44. Voluntarily gönüllü olarak
  45. Vote oy vermek
  46. Vulnerable Susceptible saldırı veya tenkide açık / maruz olan
  47. Vinegar: Sirke
  48. Violin: Keman
  49. Vital: Çok Önemli
  50. Volcano: Volkan,Yanardağ
  51. Volleyball: Voleybol
  52. Voluntary: Gönüllü

451.Vomit: Kusmak

  1. Vowel: Sesli Harf (A,E,İ)
  2. Vulnerable: Zayıf, Korumasız
  3. Vulture: 1)Akbaba 2)Haris Kimse.
  4. wantonly = (1) durduk yere, sebepsiz yere (2) ahlaksızca, şehvetle
  5. withdraw from = (1) (savaştan,seçimlerden vb) geri çekilmek (= pull out of) (2) (bankadan, hesaptan vb) para çekmek
  6. withdrawn = içine kapanık (= reserved, inhibited)
  7. witness = (1) şahit olmak (2) tanık, şahit, görgü tanığı
  8. worthless = değersiz (= valueless)
  9. Wasteful: Savurgan. Müsrif
  10. Weakness zayıflık; zaaf
  11. Wealthy: Zengin; varlıklı
  12. Wealthy: Zengin. Varlıklı
  13. Wheel: Tekerlek
  14. Whip: Kamçı; kamçılamak
  15. Wise: Akıllı. Akıllıca. Mantıklı
  16. Withdraw: Çekmek, çekilmek. Ayrılmak
  17. Wither Dry up: Solmak, soldurmak. Sindirmek
  18. Witness: Şahit
  19. Wrinkle: Buruşmak, kırışmak
  20. Wager: İddiaya Girmek
  21. Wagon: Yük Vagonu, At Arabası
  22. Waist: Bel
  23. Waistcoat: Yelek
  24. Wallet: Cüzdan
  25. Walnut: Ceviz
  26. Warder: 1) Bekçi, Muhafız 2) Gardiyan
  27. Wardrobe: Gardrop, Büyük Dolap
  28. Ware: Eşya (Kitchen Ware Vb.)
  29. Warehouse: Depo
  30. Warrant: Garanti
  31. Wasp: Arı (Bal Arısı Değil)
  32. Water Proof: Su Geçirmeyen
  33. Water-Colours: Sulu Boya
  34. Whale: Balina
  35. What If: Ne Olurdu…

488.What’s Its (His/Her) Name: (Birisinin Adını Unutma)

  1. What’s More: Bunun Yanısıra, Üstelik
  2. Wheel: Tekerlek, Çark, Tekerlekli Bir Şeyi Elle İtmek
  3. Whim: Kapris
  4. Whisper: Fısıldamak, Fısıldaşmak
  5. Wind Screen: Araba Ön Camı
  6. Windpipe: Nefes Borusu
  7. Wing: Kanat (Kuş, Uçak)
  8. Wisdom: Akıl
  9. Worship: 1)Tapmak, Tapınmak, İbadet 2)Hayranlık, Saygı
  10. Wrist: Bilek
  11. Zoom: Yaklaştırmak
  12. Zip: Fermuar

İngilizce seviyenizi ücretsiz ölçmek İçin  Tıklayınız.