HEMEN TIKLA ARA
0 212 233 09 99
ÜCRETSİZ WHATSAPP
BİLGİ HATTI

Yiyecekler hakkında İngilizce deyimler

İngilizce öğrenmek için İngilizce kursu aramayın! Kafa karıştıran reklamlara, pek çok kişinin aynı anda ders gördüğü dil merkezlerinin ‘En iyi İngilizce kursu’ ilanlarına kanmayın! Uzman eğitmenler eşliğinde özel ders almak, kurs sonunda akıcı bir şekilde İngilizce konuşup yazabilmek için SDM Dil Okulu/ SDM Language School, tam da aradığınız adres.

İngilizce yiyecek deyimleri, dil öğrenenler için oldukça popülerdir. Bu tür ifadeler, her kültürde iki önemli şeyi birbirine bağlar: Yiyecek ve dil!

Bu makalede “spud” kelimesi ve onun takma adı olan “potatoes” hakkında konuşacağız.

Her şeyden önce patatesler, dünyanın çevresini dolaşmak için uzun bir süre harcadı. Yiyecek dergisi olan Bon Appetit’de Sam Dean patatesin tarihçesi hakkında uzun bir yazı kaleme aldı.

Dean’e göre, beyaz patates 7.000 yıl önce Peru’dan yola çıktı. Patates o dönemde İnka İmparatorluğu ve Peru’daki diğer kültürleri besliyordu.

Günümüzde pek çok ülke yemeklerinde patatesin farklı türlerini kullanıyor.

İster haşlanmış ister pişmiş olsun ya da püre veya kızartılan patatesler, temel gıda maddesi olarak tanımladığımız yiyecektir. Patatesleri çeşitli soslar, tereyağı, tuz, kırmızıbiber ya da ekşi krema ve baharatla kaplayabilirsiniz.

 

Meat-and-potatoes

Patatesin ‘basit, sade bir kişi’ anlamına gelen bir deyimi vardır: Eğer birisi için “meat-and-potatoes” deniyorsa, o kişi et ya da patates gibi basit yemekleri tercih ediyor demektir.  Bu tür kişiler karmaşık, süslü yemeklerle ilgilenmezler; gösterişsiz, basit ve doğaldırlar.

Erkekler genellikle bu ifade ile tanımlanır ki, “a meat-and-potatoes man” deyimini duyduğunuzda, bu, iri ya da şişman bir adam şeklinde düşünülebilir. Genellikle kot pantolon ile basit bir tişört giymekten hoşlanırlar. Muhtemelen bir kamyon şoförü ya da tamircisi olabilirler.

“I like my steak well done, my taters (potatoes) fried
Football games on Monday night
It’s just who I am
A meat and potato man”

gibi.

Daha az yaygın olmakla birlikte kadınlar için de “a meat-and-potatoes” tanımı kullanılır. Bu tanıma sahip kadınlar sadece et ya da hamburger yemekten hoşlanmaz, onlar aslında “down-to-earth” (gerçekçi) kişilerdir.

İnsanları tanımlamanın yanı sıra, et-ve-patatesleri kullanmanın başka bir yolu daha var. “Meat-and-potatoes” deyimi, bir etkinliğin en önemli bölümünü de tanımlayabilir.

Örneğin öğretmenin çocukları “the meat-and-potatoes” gibi sıralıdır. Bir öğretmen yüksek sesle konuşulan, dağınık ve gürültülü bir sınıfta hiçbir şey öğretemez. Öğrencilerin sınıfta uslu durmasalar da sıraya ve düzene girmeleri de epeyce önemlidir.

Başka bir örnek olarak, seçmene ulaşmak için düzenlenen herhangi bir politik kampanya, “the meat-and-potatoes” olarak tanımlanabilir.   İnsanlar sizin adayınız veya sorununuz için oy kullanmaya gelmezse eğer, kampanya stratejinizin geri kalanı gerçekten önemli değildir.

 

“hot potato”

Sizin de bildiğiniz gibi patatesler ısıyı iyi tutarlar, yani uzun süre sıcak kalırlar. Bu fikir “hot potato” oyununa yol açmıştır.

Oyun şöyle oynanır: Oyuncular müzik çalarken bir daire oluşturur ve küçük bir nesneyi hızlıca birbirlerine atarlar. Nesneyi, sanki sıcak bir patates gibi olabildiğince çabuk bırakmanız gerekir çünkü müzik durduğunda patates kimin elindeyse, o oyundan çıkar.

Bununla birlikte,  “hot potato” bir oyundan daha fazlasıdır. Aynı zamanda “zor bir sorun” anlamına da gelebilir. Örneğin milletvekillerinin toplantıda birkaç “hot potato” konusunu ele aldığını söyleyebilirsiniz. Eğer bir konu çok tartışmalıysa, onu “hot potato” gibi bir kenara bırakmak ya da vazgeçmek iyi bir fikir olabilir.

 

“Small potatoes”

Olga hayvanları, özellikle köpekleri sever.

“hot potatoes”, önemli sorunları ifade etmesine karşın, “small potatoes” bunun tam tersidir. Bunlar daha çok önemsiz konulardır.

Bir şeyi reddederken de genellikle “small potatoes” terimini kullanırız.

Bu örneği açıklamak için Olga’dan yardım alalım:

Olga, büyük fırtına şehrine zarar verdikten sonra, evsiz hayvanlar için para toplamaya karar verdi. Bunu yapmak için çok az zaman vardı, üstelik yemeğe ve barınağa ihtiyacı olan hayvan sayısı oldukça fazlaydı.

Siz de Olga’ya yardım etmek ve biraz para toplamak için limonata satmayı önerdiniz.

Fakat o, “Small potatoes!” diye bağırdı. “Çünkü büyük işverenlere gitmemiz gerek. Harcayacakları çok fazla paraları var!”

Bazı insanlar “small potatoes” olarak da adlandırılabilir. Bu onların herhangi bir tehdit olmadığını söylemenin bir yoludur. Büyük bir şehirde polis yeterli kaynaklara sahip değilse, muhtemelen bisiklet hırsızları gibi “small potatoes” için igücünü tüketmeyecektir.

Fakat bu deyim konusunda biraz dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü önemsiz konular için “small potatoes” diyebiliriz. Ancak önemli olanlar için “big potatoes” demeyiz. İngilizce böyledir işte!