İngilizce dilbilgisi

İngilizce dilbilgisi

İngilizce gramer yapısında beğeni ya da hoşlanmama durumlarını birçok farklı ifadelerle açıklayabiliriz. Bu tür duygu ve düşünceleri anlatmak için like, enjoy, love, hate gibi kelimeler, bunlardan bazılarıdır.

İngilizcede “likes” ve “dislikes” nasıl ifade edilir?

İngilizce gramer yapısında beğeni ya da hoşlanmama durumlarını birçok farklı ifadelerle açıklayabiliriz. Bu tür duygu ve düşünceleri anlatmak için like, enjoy, love, hate gibi kelimeler, bunlardan bazılarıdır.  

Sözünü ettiğimiz bu kelimeleri cümle içerisinde şu şekilde kullanabiliriz:

She really likes the new professor.

We enjoy restaurants by the water.

I love traveling to distant places.

They hate cold weather and snow.

Bu tür kelimeler, beğenileri ve hoşlanılmayan durumları ifade etmenin basit ve ortak yoludur. Bununla birlikte sevgi ya da beğeni gibi duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için başka İngilizce ifadeler de vardır. Bu makalede dört farklı ifadeye birlikte göz atacağız:

1.To be into…/ not be into…

“To be into” ile başlayalım öyleyse… Gayri resmi bir ifade olan “to be into”, Amerikan İngilizcesinde sıklıkla “really” ile birlikte kullanılır.  To be really into, herhangi bir şeyden çok fazla hoşlanıldığı anlamına gelir.

Bu ifadenin yapısı subject + to be + like/dislike word ya da phrase + noun olarak kurulabilir.

Örneğin:

I’m really into karaoke. I sing in front of crowds every chance I get.

Peki, birisinin gerçekten bir şeyi yapmayı çok sevdiğini ifade etmek istersek nasıl bir cümle kurarız? Bu durumda yapı biraz değişiyor:

I’m really into singing pop songs from the ‘80s.

Bu cümlenin gramer yapısı; subject + to be + like/dislike word or phrase + gerund (and sometimes) + noun şeklindedir. Örnekteki gerund “singing”, noun ise “songs” kelimesidir.

Bu makalede öğreneceğimiz tüm ifadeler bu iki yapıdan biriyle kullanılabilir.

Bu ifadenin olumsuz formu -to not really be into- çoğu zaman, herhangi bir şey için güçlü bir hoşnutsuzluğa sahip olduğumuzu ifade etmez. Daha çok kişinin az ilgilendiği ya da ilgisi olmayan bir durumu ifade eder.

Örneğin:

He’s not really into baseball. But he loves soccer. Maybe you guys can catch a soccer game?

2.To be a fan of…/ not be a fan of…

Bu ifade, “to be really into” gibidir; sadece, “to be a fan” ifadesini çok daha fazla hoşlandığımız şeyleri anlatmak için kullanabilirsiniz. Amerikalılar bu ifadeye genellikle ‘big’ ya da ‘huge’ gibi sıfatları ekler.

Bazen arkadaşlarımız bir spor takımının ya da bir film yıldızının hayranı olduklarını söylerler. Bu tür ifadeler “fan” kelimesini kullanmanın yaygın yollarıdır. Ancak, hemen her konuda “to be a fan” şeklinde ifadeler kullanabiliriz:

I’m a big fan of sushi. I know a great Japanese place we can go to.

Bununla birlikte, bazen “fan” kelimesi, hoşlandığımız şeyden sonra da gelebilir:

Örneğin:

I’m a big sushi fan. I know a great Japanese place we can go to.

Bu formu olumsuz olarak kullandığımızda –not a big fan of- hoşlanmadığımız şey hakkında daha güçlü bir duygu ifade etmiş oluruz:

Örneğin:

I’ve never been a huge fan of shopping at supermarkets. They’re too crowded. I prefer to order my groceries online.

3.To be crazy about… / not be crazy about…

Şimdi, “to be crazy” ifadesini birlikte inceleyelim. Bu ifadenin olumlu ve olumsuz biçimleri çok farklı kullanımlara sahiptir.

Amerikan İngilizcesinde, bu ifadenin olumlu formu çok daha az kullanılır:

Örneğin:

He’s crazy about her. I think he’s going to ask her to marry him.

Bazen spor ya da sanat gibi aktiviteleri ifade etmek için de kullanılır:

My kids are crazy about football. They’re going to football camp this summer.

Ya da:

He’s crazy for opera. He buys tickets every season, no matter how much they cost.

Olumsuz formu ise daha çok hayranı olmadığımız ya da beğenmediğimiz şeyler hakkında konuşurken kullanırız:

Örneğin:

I’m not crazy about mowing lawns. I usually pay someone to do the job for me.

4.To be fond of…/ not be fond of…

“To be fond of” ifadesi ise, çoğunlukla yemek ya da insanlar için kullanılır ve birisinden ya da bir şeyden çok hoşlanmak ya da tutkunu olmak anlamına gelir.

Örneğin:

She’s been fond of that boy since they were babies.

İfadenin olumsuz formunu ise hoşlanmadığımız şeyler için kullanırız:

Örneğin:

Mark has never been fond of vegetables. I don’t think I’ve ever seen him touch a salad– ever!

Bugün bahsettiğimiz iki ortak yapıyı aşağıda inceleyebilirsiniz:

subjectverb to belike phrasenoun
I‘m(really) intokaraoke
subjectverb to belike phrasegerundnoun
I‘mreally intosinging(pop) songs


UA-62172274-1

Ücretsiz bilgi almanız için sizi arayalım!