Blog

Blog

Eğer araba kullanıyorsanız, yol boyunca muhtemelen pek çok trafik ya da yol işareti görürsünüz. Bu işaretlerin birçoğu hız, kavşaklar, yolun bitişi ya da başlangıcı hakkında bilgi verir. İngilizce ve diğer yabancı diller de konuşurken ya da yazarken bu tür yönlendirme işaretlerine sahiptir. İngilizcede bu işaretlere konuşma belirteçleri denir. Her belirteç dil için birer yol işaretidir. Biz belirteçleri bir konuşmanın başlangıç ya da bitişinin sinyali olarak kullanırız ki bu tür kelimeler düşünceleri sıralar, konuyu değiştirir ya da başka şeyler yapar. 
Devamı İçin Tıklayın
İster gerçek yaşam hikayesi isterse fantastik kurgu olsun, filmlerden öğreneceğimiz pek çok şey vardır. Sevgi, bağlılık, dürüstlük ve en önemlisi de amaçlarımız için mücadele etmek! Beyazperde de dram, komedi, tarih, macera ya da masal diyarlarına yapılan fantastik yolculuklardan fazlasını bulabiliriz. Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı filmlerde Ortadünya, Elf’ler ya da herhangi bir sihirbazlık okulundaki maceradan çok daha fazla yarar sağlayacak bir şey daha var: Film izlemek İngilizce ya da başka bir yabancı dili öğrenmenize yardımcı olur. Filmler size -düşe kalka da olsa- ilerlemeniz için ihtiyacınız olan İngilizce becerilerini sunacaktır.
Devamı İçin Tıklayın
İngilizcenizi geliştirmek ve İngilizce pratik yapmak için en iyi yollardan birinin animasyon filmleri olduğunu biliyor musunuz?Hoşlanın ya da hoşlanmayın, Disney’in en yeni animasyonlarından biri olan “Frozen”, tüm zamanların en iyi 10 filmi arasında yer alıyor. Milyonlarca insanın hikâyesine âşık olduğu film, şarkılarıyla da büyüleyici bir animasyon olduğunu kanıtlıyor. Tüm bunlar sadece çocukların değil yetişkinlerin de gönlüne taht kurmasını sağlıyor. Bununla birlikte “Frozen” seyircilerin yıllardır takip ettiği birçok İngilizce animasyon yapımlarından sadece bir tanesidir. Dünyanın neresinde olursanız olun, Disney’i tanıma ya da DreamWorks’ün filmlerinden birini izleme ihtimaliniz çok yüksektir.
Devamı İçin Tıklayın
Amerikalı Rock grubu Journey, "Don't Stop Believing” isimli şarkısını 1981 yılında yayınladı. Günümüzde müzik barlarının karaoke’lerinde hala oldukça popüler olan şarkı aynı zamanda İngilizce gramer bilgisi edinmenize de yardımcı oluyor.  Şarkının birkaç cümlesine birlikte okuyalım:Don't stop believingHold on to that feelingBu makalede, ünlü şarkının sözlerinin arkasındaki dil bilgisini inceleyeceğiz. Özellikle de verb+gerund yapıları  için iyi bir örnek olan "Stop believing" ve diğerlerinin üzerinde duracağız.   
Devamı İçin Tıklayın
Bir partide olduğunuzu ve birileriyle ilk kez tanıştığınızı hayal edin. Karşınızdaki kendisini şu şekilde tanıtabilir:  “Hi there, my name is Tom. I comes from the village of Bendemeer and I currently works for a technology company. I has three kids and two dogs at home. I like to drinks coffee and read a good book during my free time.”Bu cümleleri duymak sizi şaşırtıyor mu? Şaşırtmalı çünkü konuşmacının İngilizce grameri belli ki pek de iyi değil! Konuyu biraz daha açacak olursak özne-fiil ittifakı, diyerek söze başlayabiliriz. İngilizce fiilleri zaten biliyorsunuz, ancak özne-fiil ittifakı kurallarının nasıl uygulayacağınızı biliyor musunuz?
Devamı İçin Tıklayın
Bugün konumuz eğlendiren ve düşündüren öykülerle İngilizce öğrenmek! Makalemize şöyle bir giriş yapıyoruz: “Quick, think of your favorite joke in your native language.” Diğer bir deyişle, “Hemen, şimdi en sevdiğiniz şakayı düşünün!” Hatırladınız mı? Peki, şakayı aklınızdan geçirdiğinizde güldünüz mü? Az önce aklınıza gelen ve sizi bir kez daha güldüren şakayı İngilizceye çevirerek anlatabilir misiniz? Peki, şimdi fıkra hala komik mi? Muhtemelen hayır! Çünkü mizah, cümlelerdeki kelimelerin asıl anlamlarından çok daha fazlasıdır. Fıkralar ya da şakalar genellikle insan ilişkileri, kültürler ya da yaşadığımız yerlerle ilgilidir. Bununla birlikte geçmiş ya da gelecekteki olaylar da fıkraların temalarında yerini alır.  Benzeri İngilizce hikâyeler ise toplumsal olayları komik, eğlendirici ve yaratıcı bir üslupla anlatır.
Devamı İçin Tıklayın
Bir cankurtarana mı ihtiyacınız var? İngilizce öğrenirken yaşadığınız zorluklar büyük bir okyanusta kaybolduğunuz hissine kapılmanıza mı neden oluyor? Haklı olabilirsiniz çünkü herhangi bir yardım almadan doğru yönü bulmak pek de kolay değildir. Fakat dil öğrenirken yaşadığınız bu zorlukların üstesinden gelmek düşündüğünüzden daha kolay!  Üstelik bu zorlukları çeken sadece siz değilsiniz. Sınıf arkadaşlarınızın ve diğer İngilizce öğrenenlerin de muhtemelen aynı problemleri yaşadığına emin olabilirsiniz. Muhtemelen onlar da stresli bir dersin ya da sınavın ardından saçlarını çekiştirip, kahve üzerine kahve içiyorlardır. Aslında İngilizce öğrenirken bu tür zorlukların üstesinden gelmek bir grup olarak daha kolaydır. Grup eğitimi, öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirir ve zor İngilizce konuları hakkında hissettiğiniz stresi azaltır. Bununla birlikte İngilizce birebir eğitim de, okyanusta en önemli cankurtaranınız olmaya adaydır.
Devamı İçin Tıklayın
İngilizce “Idioms” olarak tanımlanan deyimler, eğlenceli, renkli ve kendine has anlamları olan ifadelerdir. Kelime anlamlarının tamamen dışında, oldukça farklı ifadelere sahip olan bu İngilizce sözcük gruplarını öğrenmek -gerçekçi olmak gerekirse- pek de kolay değildir. Örneğin “It’s raining cats and dogs” deyiminin gerçek anlamı nedir ve daha da ilginci insanlar fırtınalı havalar için neden bu deyimi kullanırlar? Önce birinci soruya cevap verelim: İngilizce deyimler asla direkt olarak çevrilemezler.
Devamı İçin Tıklayın
Ana dili İngilizce olanlarla çok daha doğru cümlelerle diyalog kurmak ister misiniz? Bunun için ilk adımı “How are you?” sorusuna vereceğiniz cevapla atabiliriz. Size bu soru sorulduğunda doğru cevabı verdiğinizden nasıl emin olursunuz? Çok zor değil, sadece nasıl hissettiğinizi İngilizce olarak söyleyeceksiniz. İşte püf noktası burada gizli, çünkü cevabınız her zaman tam olarak doğru olmayacaktır.
Devamı İçin Tıklayın
Ernest Hemingway, 1954 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ünlü bir Amerikalı yazardır. Hemingway’in  The Sun Also Rises isimli romanı şu kelimelerle son bulur: “Yes,” I said. “Isn’t it pretty to think so?” Bu makalede, “Isn’t it pretty to think so.” cümlesindeki gramer yapısını ve İngilizce konuşanların kısaltılmış cümleleri nasıl kullandıklarını inceleyeceğiz. Ayrıca filmler, kitaplar ve diğer kurgu eserlerdeki diğer kısa cümleleri göreceğiz.
Devamı İçin Tıklayın
İngilizce öğrenmek için pek çok yöntem var. Bunlardan birinin İngilizce kursu diğerinin ise Instagram olduğunu biliyor musunuz? Peki, en son ne zaman bir kartpostal aldığınızı hatırlıyor musunuz? Bir zamanlar arkadaşlarımıza, dostlarımıza ve sevdiklerimize kartpostallar gönderirdik. Muhteşem yılbaşı kartpostalları, bayram tebrikleri ya da dünyanın diğer ucundan gönderdiğimiz tatil manzaralı kartlar! Yaşadığımız yüzyılda hiç kimse -belki birkaç kişi dışında- birbirine kartpostal göndermiyor. Fakat Internet’te bu sevimli kartpostallara çok benzeyen bir şey var: Biz ona Instagram diyoruz!
Devamı İçin Tıklayın



Ücretsiz Whatsapp Bilgi Hattı

Ücretsiz bilgi almanız için sizi arayalım!